| Yazan: Prof. Dr. Faruk Beşer / Kaynak: www.stargazete.com,
Tarih: 18-09-2008 10:15
|
Okunma Sayısı : 888 |
Beğenilme : 52 |
Yayınlama yeri : Genel, Köşe Yazarları Liste |
Bütün hadisleri toplamayı hedefleyen mecmualardan üçüncüsünü, Cem’ul-feváidi okuyorum. (Aman, siz kötü çevirisini okumayın). Daha önce Rámuz, el-Cámiussağîr ve Terğîb adlı mecmuaları okumuştum. Yönetimle ilgili bölümdeyim. Aşağıdaki hadisi şeriflerin her zaman için ne kadar güncel olduğunu görünce şaşırdım ve hem sizlerle, hem de mevcut yöneticilerle paylaşmak istedim.
‘Kim insanların yönetiminde bir sorumluluk alır da onların ihtiyaçlarını ve sıkıntılarını görmez ve kulak ardı ederse, ALLAH da kıyamet günü onun ihtiyaçlarını ve sıkıntılarını görmez’.
‘Kıyamet günü Allah’ın en sevdiği ve ona en yakın olan insan, ádil devlet yöneticileridir. En kızdığı ve ona en uzak olan insan da zalim devlet yöneticileridir’. ADALET her şeyi yerli yerine koyma, her hak sahibine hakkını verme; zulüm ise bunun tersi olarak tarif edilir. ‘Bakıyorum yönetimde bir makam kapma hırsı gösteriyorsunuz. Ama bu hırs kıyamet günü pişmanlığa dönüşecektir, bilesiniz’.
‘Allahım! Kim ümmetimin işlerinden bir görevi üzerine alır da onlara zorluk çıkarırsa sen de ona zorluk çıkar. Kim de ümmetimin işlerinden bir görevi üzerine alır da onlara yumuşak davranırsa sen de ona yumuşak davran’.
‘Benim ümmetimden her kim insanların yönetiminde bir görev alır da, kendisinin ve çoluk çocuğunun çıkarını koruduğu kadar onların da çıkarını korumazsa cennetin kokusunu bile duyamaz’.
‘Devleti yönetenler için sadece iki tas sözkonusudur: Birisi, kendisinin ve çoluk çocuğunun yiyeceği kadarı, diğeri de insanların önüne koyacağı’.
‘On kişinin başına geçipte hakkı olmayanı alan bir yönetici kıyamet günü elleri kelepçeli olarak getirilecek ve onlarla hesaplaşmadıkça kurtulamayacaktır’.
‘Kim daha layık adaylar varken kamu işine, forsunu kullanarak, sırf dostluğu ve akrabalığı sebebiyle layık olmayanı alırsa, kıyamet günü onunla hesaplaşacak olan bizzat benim’
‘Bir millet içerisinde adaletle hükmedilmez ve güçsüzlerin hakları güçlülerden direnç görmeden alınıp sahiplerine teslim edilmezse, o millet kutsallığını yitirir, Allah’ın desteğini alamaz’.
Ebu Hureyre zekat memuru olarak Yemen’e gönderilmişti. Görevini eksiksiz yaptı. Dönerken de Yemenliler kendisine zekat dışında bazı hediyeler verdiler. Geldi ve hesabını verdi. Ama ‘bunlar ne?’ diye sordular. ‘Onlar da bana fazlalık olarak verilen hediyeler’ dedi. ‘Evinde oturmuş ve oraya gitmemiş olsaydın onlar sana bu hediyeleri yine de verecekler miydi?’ diye sordular. ‘Elbette hayır!’ cevabını verdi. Öyleyse kat bakalım onları da topladığın zekata!’ dediler ve hediyelerini zekata kattılar.
Hz. Ebubekir ölmek üzere olduğunu anlayınca kızı (Hz. Peygamberin eşi) Aişe’yi yanına çağırdı ve ona şöyle dedi: ‘Şu sütünü sağıp içtiğimiz deve, içinde yemek pişirdiğimiz, tencere ve giydiğimiz kadife elbise var ya, biz onlardan insanların işini deruhte ettiğimiz için yararlanıyorduk. Ben öldüğüm andan itibaren onları Ömer’ ver. Çünkü artık onar bize helal olmaz’. Ebubekir ölünce Aişe onları Ömer’e gönderdi. Ömer de aldı ve şöyle dedi: ‘Ah kardeşim Ebubekir, Allah sana rahmet eylesin! Kendinden sonra gelenler için yorucu bir örnek ortaya koydun’. Son Güncelleme : 19-10-2008 22:46
|
|
|
İhtiyaç
Yazan:: Birisi (Kayıtlı) Tarih: 18-09-2008 10:20